Miraç gecesi kandili

08 Temmuz 2010 Yazan admin

Mirac mucizesi, hicretten bir buçuk yıl önce, 621 yılı baÅŸlarında vuku bulmuÅŸtur. Olayın iki aÅŸaması vardır. Birinci aÅŸamada Hz. Peygamber (s.a.v) Mescidül-Haram’dan Beytü’l-Makdis’e (Kudüs) götürülür. Kur’an’ın andığı bu aÅŸama, gece yürüyüşü anlamında isra adını alır. İkinci aÅŸamayı ise Hz. Peygamber (s.a.v)’in Beytü’l-Makdis’ten Allah’a yükseliÅŸi oluÅŸturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur’an’da anılmaz, ama çok sayıdaki hadis-i ÅŸerifde ayrıntılı biçimde anlatılır…

Mirac Gecesi, Recep ayının 27. gecesidir. Mirac mucizesi, hicretten bir buçuk yıl önce, 621 yılı baÅŸlarında vuku bulmuÅŸtur. Olayın iki aÅŸaması vardır. Birinci aÅŸamada Hz. Peygamber (s.a.v) Mescidül-Haram’dan Beytü’l-Makdis’e (Kudüs) götürülür. Kur’an’ın andığı bu aÅŸama, gece yürüyüşü anlamında isra adını alır. İkinci aÅŸamayı ise Hz. Peygamber (s.a.v)’in Beytü’l-Makdis’ten Allah’a yükseliÅŸi oluÅŸturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur’an’da anılmaz, ama çok sayıdaki hadis-i ÅŸerifde ayrıntılı biçimde anlatılır.

Hz. Peygamber (s.a.v) Burak ile Beytü’l Makdis’e vardıktan sonra oradaki büyük ve sert kayadan göğe çıkarıldı. Her bir gökte peygamberlerden biriyle görüştü, nice nice melekler gördü. Cennet ve cehennemin durumlarını gördü, Sidre-i Müntehâ’ya geçti, Allah’ın melekût âleminden bir çok acaib ÅŸeyler gördü. Nihayet beÅŸ vakit namazın farz kılınması emri ile aynı gecede geri döndü.

Sabahleyin Mescid-i Haram’a çıkıp KureyÅŸ’e haber verdi. Hayret etmek ve kabul etmemekten kimi el çırpıyor, kimi elini başına koyuyordu. İman etmiÅŸ olanlardan bazıları dönüp dinden çıktı. Birtakım erkekler Ebû Bekir’e koÅŸtular.

Ebu Bekir; “EÄŸer o, bunu söylediyse şüphesiz doÄŸrudur” dedi.

Onlar: “Onu bu konuda da mı tasdik ediyorsun?” dediler.

O da: “Ben onu bundan daha ötesinde tasdik ediyorum, sabah akÅŸam gökten getirdiÄŸi haberleri yani peygamberliÄŸini tasdik ediyorum” dedi. Bunun üzerine kendisine Sıddık unvanı verildi.

KureyÅŸliler içinde Beytü’l-Makdis’i o zamanki haliyle bilenler vardı. Bunlar, onun vasıfları ve durumuyla ilgili sorular sordular, tanımlamasını istediler. Derhal Hz. Peygambere Beytü’l-Makdis gösterildi. Bunun üzerine ona bakıp anlatıyordu.

“Gerçi Beytül-Makdis’i tanımlamada isabet etti.” dediler

Sonra: “Haydi bakalım bizim kervandan haber ver, o bizce daha önemlidir, onlardan bir ÅŸeyle karşılaÅŸtın mı?” dediler.

Peygamber (s.a.v) “Evet, falancanın kervanlarıyla karşılaÅŸtım, Revhâ’da idi. Bir deve kaybetmiÅŸler arıyorlardı. Yüklerinde bir su kadehi vardı. Susadım onu alıp su içtim ve yine eskiden olduÄŸu gibi yerine koydum. Geldiklerinde sorun bakalım kadehte suyu bulmuÅŸlar mı?” buyurdu.

“Bu da diÄŸer bir alâmettir” dediler. Sonra sayıların, yüklerini ve görünüşlerini sordular. Bu defa da kervan olduÄŸu gibi Hz. Peygambere gösterildi ve sorduklarının hepsine cevap verdi ve buyurdu ki: “İçlerinde falan ve falan önde, boz renkte bir deve üzerinde dikilmiÅŸ iki harar olduÄŸu halde falan gün güneÅŸin doÄŸması ile beraber gelirler”.

Bunun üzerine: “Bu da diÄŸer bir âyettir” dediler ve o gün hızla Seniyye’ye doÄŸru çıktılar. GüneÅŸ ne zaman doÄŸacak da onu yalancı çıkaracağız diye bakıyorlardı. Derken içlerinden birisi: “GüneÅŸ doÄŸdu!” diye haykırdı. DiÄŸer birisi de:”İşte kervan geliyor, önünde boz bir deve ve içlerinde falan ve falan da var, tıpkı (Hz. Muhammed’in) dediÄŸi gibi” dedi. Böyle olduÄŸu halde yine iman etmediler de:

“Bu apaçık bir büyüdür.” dediler. Bazıları göğe yükselmenin de “Burak” üzerinde meydana geldiÄŸini söylemiÅŸler ise de gerçek olan ÅŸudur: Mescid-i Aksâ’ya kadar İsrâ (gece yolculuÄŸu) Burak ile olmuÅŸ. Ondan sonra Mirac, asansör kurulmuÅŸtur.

Ebu Sa’îd-i Hudrî’den rivayet olunduÄŸu üzere Resulullah buyurmuÅŸtur ki: “Beytü’l-Mak-dis’te olanları bitirdiÄŸim zaman Mirac getirildi ki, ben ondan güzel bir ÅŸey görmedim. Ve o, odur ki, ölünüz can çekiÅŸme vaktinde gözlerini ona diker. Arkadaşım, beni, onun içinde kapılardan bir kapıya ulaşıncaya kadar çıkardı ki, ona “Koruyucu melekler kapısı” denir. Koruyucular kapısı, gök koruyucularının beklediÄŸi dünya göğü kapısıdır.

Nitekim bu konuda : “Ve onu, her kovulmuÅŸ ÅŸeytandan koruduk” buyrulmuÅŸtu. (Hicr, 15/17)

Ve Ebu Sa’îd-i Hüdrî’nin diÄŸer bir rivayetinde ÅŸu detaylı açıklama vardır: “Sonra Mirac getirildi -ki insanların ruhu onda göğe yükselir. Baktım ki, gördüğüm ÅŸeylerin en güzeli; görmez misin ölmek üzere olan kimse, ona nasıl gözünü diker? Bunun üzerine dünya göğü kapısına kadar yükseltildik. Cebrail kapının açılmasını istedi. “O kimdir?” denildi.

“Cibril” dedi. “Yanındaki kim?” denildi. “Muhammed” dedi.

“Öyle mi? O Peygamber olarak gönderildi mi?” denildi. O, “evet” dedi.

Hemen kapıyı açtılar ve beni selamladılar. Bir de ne bakayım görevli bir melek gördüm ki göğü koruyor ve ona İsmail deniliyor, emrinde yetmişbin melek ve her birinin emrinde yüzbin melek var.

“Burada Resulullah (s.a.v) ÅŸu âyeti okudu: “Biz o ateÅŸin koruyucularını meleklerden baÅŸkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkar edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuÅŸkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin:

“Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?” İşte Allah, dilediÄŸini böyle ÅŸaşırtıp-saptırır, dilediÄŸini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını Kendisi’nden baÅŸka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beÅŸer (insan) için yalnızca bir öğüttür. (Müddessir, 74/31)

“Ey Cibril! bu kim?” dedim. “Baban Âdem” dedi. Ve o, bana selam verdi, gönlümü aldı, hayır ile dua etti “HoÅŸ geldin salih peygamber ve salih evlad” dedi.

Sonra baktım bir toplum gördüm ki, dudakları deve dudağı gibiydi. Onlara bir takım memurlar görevlendirilmiÅŸti, dudaklarını kesiyorlar ve ağızlarına ateÅŸten bir taÅŸ koyuyorlar, bu taÅŸlar makadlarından çıkıyordu.Ey Cibril! Bunlar kimler?” dedim. O: “Yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenlerdir” dedi.

Sonra baktım bir toplum vardı ki, derilerinden sırım kesiliyor ve ağızlarına tıkılıyor. Ve yediÄŸiniz gibi yiyiniz deniliyor. Ve bu onlara en iÄŸrenç bir ÅŸey oluyor. “Ey Cibril! Bunlar kimler?” dedim. “Bunlar o koÄŸucular, fitnecilerdir ki, insanların etlerini yerler ve sövmek ile ırz ve namuslarına saldırırlar.” dedi. “Sonra baktım bir toplum var ki, önlerine bir sofra kurulmuÅŸ, üzerinde benim gördüğüm etlerin en güzellerinden kebaplar var, etraflarında da leÅŸler var. Onlar, o güzel etleri bırakıp bu leÅŸlerden yemeÄŸe baÅŸladılar.

“Bunlar kim? Ey Cebrail!” dedim. O: “Bunlar zinakarlar” dedi. “Allah’ın helal kıldığını bırakırlar da haram kıldığını yerler.” Sonra baktım bir toplum var ki, karınları evler gibidir. Bunlar Firavun ailesinin yolu üzerinde bulunuyor. Firavun ailesi sabah ve akÅŸam ateÅŸe atılırken bunlara uÄŸruyor, uÄŸradı mı bunlar bir fırlıyorlar, fırlayınca her biri karnının ağır basması ile düşüyor ve bunun üzerine Firavun ailesi bunları ayaklarıyla çiÄŸniyorlar.

“Ey Cibril! Bunlar kimler?” dedim…Dedi ki: “Bunlar, karınlarında faiz yiyenlerdir. “Onların misali kendisini ÅŸeytan çarpmış olan kimse gibidir”. Sonra birtakım kadınlar memelerinden asılmış ve birtakım kadınlar, baÅŸ aÅŸağı ayaklarından asılmış.

“Ey Cibril! Bunlar kimler?” dedim. O: “Bunlar zina eden ve çocuklarını öldüren kadınlardır” dedi. Sonra ikinci göğe çıktık. Orada Yusuf ile buluÅŸtum. Ümmetinden kendine tabi olanlar da etrafında idi. Yüzü, ayın ondördündeki dolunay gibiydi. Bana selam verdi, hoÅŸ geldin dedi.Sonra üçüncü göğe geçtik. Orada iki teyzeoÄŸlu; Yahya ve İsa ile buluÅŸtum. Giyimleri ve saç sakalları birbirine benziyordu. Bana selam verdiler. HoÅŸ geldin dediler.

Sonra dördüncü göğe geçtik. İdris ile buluÅŸtum. Bana selam verdi, hoÅŸgeldin dedi. Nitekim yüce Allah:”Biz onu yüce bir yere yükselttik” (Meryem, 19/57) buyurmuÅŸtur.

Sonra beÅŸinci göğe geçtik. Orada milletine sevdirilmiÅŸ olan Harun ile buluÅŸtum. Etrafında ümmetinden birçok tabileri vardı, uzun sakallı idi. Sakalı hemen hemen göbeÄŸine deÄŸecekti. Beni selamladı, hoÅŸgeldin dedi. Sonra altıncı göğe çıktık, Orada Musa b. İmran ile buluÅŸtum. Çok kıllı idi. Üzerinde iki gömlek olsaydı kılları onlardan çıkardı. Musa dedi ki: “İnsanlar beni “Allah katında en ÅŸerefli olan yaratık” diye iddia ederler. Bu ise Allah katında benden yalnız daha ÅŸerefli olsaydı aldırış etmezdim. Fakat her peygamber ümmetinden kendine uyanlarla beraberdir. ”

Sonra yedinci göğe geçtik. Ben, orada İbrahim ile buluÅŸtum. Sırtını Beyt-i Ma’mur’a dayamıştı. Beni selamladı.”Salih Peygamber ve Salih evlad hoÅŸ geldin” dedi. Bunun üzerine bana denildi ki:”İşte senin yerin ve ümmetinin yeri.” Sonra Resulullah,”Gerçekten İbrahim’e insanların en yakını, zamanında ona tabi olanlarla ÅŸu Peygamber (Hz. Muhammed) ve ona iman edenlerdir. Allah müminlerin yardımcısıdır.” (Al-i İmran, 68) âyetini tilavet etti ve buyurdu ki: “Sonra Beyt-i Ma’mur’a girdim, içinde namaz kıldım. Ona her gün yetmiÅŸbin melek girer, Kıyamete kadar geri de dönmezler. Sonra baktım bir aÄŸaç var ki bir yaprağı bu ümmeti bürür. Bunun kökünde bir kaynak akıyor, iki kola ayrılıyordu.

“Ey Cibril! Bu nedir?” dedim. O: “Åžu rahmet nehri, ÅŸu da Allah’ın sana verdiÄŸi Kevser’dir” dedi. Bunun üzerine rahmet nehrinde yıkandım, geçmiÅŸ ve gelecek günahlarım bağışlandı. Sonra Kevser’in akış istikametini tuttum ve nihayet cennete girdim. Bir de ne bakayım orada hiçbir gözün görmediÄŸi, kulağın iÅŸitmediÄŸi, insan kalbine gelmeyen ÅŸeyler var.

Namaz Emri: Sonra yüce Allah bana emrini emretti ve elli namaz farz kıldı. Ondan sonra Musa’ya uÄŸradım. “Rabbin ne emretti?” dedi. “Üzerime elli namaz farz kıldı” dedim. O: “Dön, azaltması için Rabbine yalvar. Çünkü ümmetin bunun altından kalkamaz” dedi. Rabbime döndüm, azaltması için yalvardım. O benden on vakit namaz indirdi. Sonra Musa’ya döndüm. Bu ÅŸekilde Musa’ya uÄŸradıkça Rabbime dönüyordum. Sonunda beÅŸ vakit namaz farz kıldı. Musa, yine: “Rabbine dön, azaltmasını iste” dedi. Ben: “Çok müracaat ettim, artık utandım.” dedim.

Bunun üzerine bana denildi ki: “Sana bu beÅŸ vakit namaz, elli namazdır. Bir iyilik on katı iledir. Her kim iyilik yapmaya gayret eder de onu iÅŸlemezse, onu bir iyilik yazılır, iÅŸleyene de on iyilik yazılır. Her kim de bir günah yapmaya teÅŸebbüs eder de iÅŸlemezse bir ÅŸey yazılmaz, iÅŸlerse bir günah yazılır.”

Yorum Yap?n